Sukru_Altuntas

Alışverişçiniz tüketime uygun mu?

Sukru_Altuntas

Hepimiz alışveriş anında yüzlerce mesajla karşılaşıyoruz. Bu mesajlar özenle hazırlanıyor. Tüketim ürünlerinin en vurucu özelliklerini öne çıkartıyor. İhtiyaçlarımız ve isteklerimizin karşılanması için mağazadalar. Her daim tüketime hazır olmak için ciddi bir eforla reyonlarda yer alıyorlar. Üretim, lojistik, finans, pazarlama, satış ekipleri; alışverişçilerin satın alma anında orada olmak için sabah akşam çalışıyor.

“En tazesini sizler için hazırladık”

“En hesaplı ürünler bizim mağazamızda”

“En kalite deterjanı sizler için ürettik”

“Bebeğiniz için en iyisi bizim marketimizde”

Yukarıdaki gibi yüzlerce çarpıcı mesaja rağmen ya mağazalarda dolanan onlarca insan tüketmeye, hatta alışveriş yapmaya hazır değillerse? İhtiyaçları olduğunu hissetmeyebilirler, öncelikleri değişmiş olabilir, bütçeleri yeterli olmayabilir ya da sadece almak istemeyebilirler. İsterseniz en gözde alışveriş noktasının en güzel yerinde parlayın. Ürününüzü satamazsınız.

İngiliz alışveriş pazarlaması uzmanı Mike Anthony’ nin (The Shopper Marketing Revolution yazarı) çok beğendiğim bir terimi var: “Availability to consume”. (Tüketime uygun olmak) Peki, nedir tüketime uygun olmak? Nasıl çalışır?

15 yaş altındaki ABD’li gençlerin günde ortalama 175 kısa mesaj (SMS, Whatsapp ve diğer uygulamalar dahil) attığını biliyor muydunuz? Bu gençlerinin gene yüzde doksanı kontörlü (dakikalı) telefon kullanıyor. Yani özetle kredileri oldukça mesaj atabiliyorlar, tüketiyorlar. Yoksa mesaj atmayı bırakıp bilgisayarlarının başına geçerek Facebook ya da başka web alternatifleri üzerinden arkadaşları ile iletişimde kalıyorlar. Tanıdık geliyor mu?

Bir ürün ne kadar rafta hazır, teşhir noktaları başarılı, hatta en güzel promosyonlarla donatılmış olursa olsun. Alışverişi yapan kişi, psikolojik, ekonomik, öncelik yönetimi vb. hangi sebeple olursa olsun, ürününüzü tüketmeye hazır değilse, alışverişini yapmaz. Siz ne kadar ürününüzle ilgili olarak 30 yaş üzeri genç anneleri hedef alışverişçi kitlesi seçseniz de aynı annelerin kendi öncelik sıralamasında öyle ya da böyle yoksanız, sepetlerine giremezsiniz. Bir kadına zorla bir şey yaptırabileceğinize inanıyorsanız, o başka bir tartışma konusu olur tabii.

Tıka basa yediğimiz akşam yemeğinden sonra market alışverişi yapma inancı, memleketimizde ev ekonomisine yardımcı olacağı düşüncesi de belki buradan çıkmıştır. Kar lastiği zorunlu kılınınca alırız, tıraş köpüğü bitmeye yakınken ilgili reyona gitmeyi akıl ederiz.

Belli bir ürünü almaya ve tüketmeye hazır değilsek, o ürünün mağazada verilen mesajını da almaya hazır değiliz.

Özetle; karnımız açken atıştırmak isteriz.

Şükrü Altuntaş
Co-founder, Retport