Sukru_Altuntas

Alışverişte “Z” Dönemi (Devrimi)

Sukru_Altuntas

Günümüz toplum bilimcilerinden tutun, işverenlere kadar birçok kişinin Y ve Z nesli mensubu kardeşlerimizden bahsettiğini duymuşsunuzdur.

Özellikleri, istatistikleri, toplu davranış biçimlerinin tek tek üzerinden geçen bir yazı yazmaya kalkmayacağım. Sosyolog değilim. Bu alanda atıp tutmaya başlarsam da, mesleğinde başarılı birçok arkadaşımın alanına, entellektüel yatırımına saygısızlık yapmış olurum. Ama alışverişin/perakendenin mobil dünyası hakkında konuşacaksak eğer, bilgi birikimimi belki satın alma anındaki davranış modelleri ile yorumlayabilirim.

Bugün yazımda biraz Y kuşağını gözardı edip Z kuşağına eğilmek istiyorum. Bu kuşak hakkında araştırma yaptığımda yine Ekşi Sözlük’ten bana göre en uygun Z kuşağı yorumunu buldum: “Gördükleri ekranı parmakla ittiren nesildir.*”

Bu kuşak hakkında başka bir değerlendirme ise şöyle; “Z kuşağındakiler metinleri konuşmaya, bilgisayarı kitaba tercih etmektedirler. Dışarıda çok vakit harcamayan bu kuşak bireyleri çevrimiçi iletişimi tercih etmekte ve cep telefonsuz bir yaşamı hayal bile edememektedirler. Teknolojisiz ve terörsüz bir yaşamdan haberdar değildirler; anlık sonuç isterler. Ekonomik depresyon içinde büyüyen bu kuşak kocaman bir ekonomik baskı altında iş yaşamına adım atacaklardır. Kaliforniya Devlet Üniversitesi’nde “Teknolojinin Küresel Etkisi” dersini veren Prof. Larry Rosen, Z kuşağı öğrencilerin işbirlikçi, yaratıcı olduklarını ve çalışma alanları, stilleri ve beklentileri bakımından köklü toplumsal bir değişime neden olacaklarını ifade etmektedir. Çoğu eğitimci başlangıç ve bitiş tarihleri konusunda henüz bir uzlaşma sağlanamayan Z kuşağı çocuklarının önceki nesil gençlerden son derece farklı oldukları konusunda hemfikirlerdir” (www.cta.org).

Şimdi burada biraz duralım. Öyle bir kitleden bahsediyoruz ki şunlara şahit oluyorlar (tabi ki de bunlardan etkileniyorlar) :

  • Zuckerberg ilk milyar dolarını 23 yaşında kazandığına,
  • Ülkemiz dâhil “Top 100 Start Up” listelerinin hepsinde akıllı cihaz uygulamaları, bedava paylaşım ortamları ve en önemlisi alışveriş sitelerine,
  • Haberin en alasını Twitter’dan, anlık mesajlaşmada yeni boyutu Snapchat’ten almaya,

Periscope, Airbnb, Instagram vb… Bence bunlara hiç girmeyelim bile. Memlekette “online music streaming” var kardeşim! Netflix Türkiye’ye gelmiş! Ne diyorsunuz siz?

Biraz daha eski nesil alışverişçiler, her cumartesi akşamı yayınlanmasını beklediğiniz diziniz aklınıza geldi değil mi? Mavi Ay başlamadan yarım saat öncesinden televizyonun karşısında en “baba” yeri kapmak için kardeşinizle az mı mücadele ettiniz?

Tüketim alışkanlıklarına ancak adapte olabildiğimiz günümüz dünyasında, bu alışkanlığın içine doğan insanların tabi ki de sizinle aynı davranış içinde olmayacağını öngörmek lazım. Sokağa çıkma meyili daha az olan insanların “online” beklentilerini besleyemeyen her marka, yavaş yavaş geride kalmaya mahkum olacak gibi gözüküyor. E- ticaret B2B ve B2C olarak 2000’li yılların başından beri hayatımızda olan bir kavram. Fakat bugüne kadar hep bir şekilde bizlere “push strategy” ile alışkanlıkları değiştirmeye çalıştı.  Kuruluş evresine erken adapte olabilenler bu dünyaya daha hızlı geçiş yaptılar. Kredi kartının güvenliği konusunda soru işaretleri olan ise PayPal’ı beklediler.

Fakat ceplerinde kendi harcayacakları paraları (ister nakit ister debit card formatında olsun) olduğundan beri, özellikle “Z”ler zaten “online” dünyanın bir parçası olarak harcamalarını da buradan yönetmeye başladılar. Herhangi bir ittirme strateji ile değil, gönüllü olarak alışveriş alışkanlıklarını böyle edindiler. Instagram’da görüp “like” ettiler. Fiyat karşılaştırma sitelerinden en ucuz opsiyonu buldular. En uygun gördükleri ödeme metodu ile akıllı cihazlarından sipariş verdiler. Bütün bunlar 10 dakika içinde oldu.  Evden çıkmadılar, satış temsilcisi ile yüz yüze gelmediler, elden para ya da kredi kartı uzatmadılar. 1-2 gün sonrası için teslimat seçeneklerini seçtiler ve Periscope’tan yayın yapmaya devam ettiler.

Migros’ta önünde kocaman sepetle, kasa sırası beklemek ne kadar sıkıcı değil mi? BOOOOM!!!

Tüm alışverişlerin 10 dakikada şipşak internet üzerinden halledilmesi daha yaygın bir hal aldığında (yani Z kuşağı etkin olarak perakende dünyasını ele geçirdiğinde) alışveriş deneyimine, perakendeciliğe, mağazacılığa dair tüm ezberler tamamen bozulmuş olacak. Hepsi kapanmasa da mağaza sayılarında ciddi bir azalma yaşanacak. Sinema gibi toplu aktiviteler zamanla unutulacak. Ve en önemlisi alışverişçi alışkanlığı değişecek.

Bu anlattıklarım size bir felaket senaryosu gibi gelebilir. Ama durum öyle değil. Çünkü alışverişçi dünyasında yaşanan bu değişim, perakende dünyasına yansımaya başladı bile. Perakendeciler de Z kuşağının pazara girmesi ile birlikte alışverişçilerin yaşadığı evrime ayak uydurmak için pek çok yeniliğe gitti. Pek çok marka kendi e-ticaret sitelerini daha da geliştirerek Z kuşağının dikkatini çekecek atılımlar yapıyor. Kendi web siteleri üzerinden direk satış yaptıkları gibi, çoklu kategori ticaret yapan sitelere de “avantajlı” ürün veriyor. Yeni nesil tüketicileri bu mecralarda “yakalamak” ve alışverişçi deneyimini “maksimize” etmek adına, kişiye özel tasarıma kadar götürüyor.

Bazı markalar ise kendi e-ticaret sitelerini, fiziki mağazalarının bulunduğu ülkelere de yaymaya başladı. Bu durumun en güncel örneği ise “Nike.com”. Nike’ın e-ticaret sitesi Nike.com, 2016 Ocak ayı itibariyle Türkiye’deki “online” satış hayatına başladı.

Z kuşağına ayak uydurmak için öncü adımları atan firmalar, sadece pazardan pay kapmakla kalmayacak. Ayrıca pazarın büyümesinde de etkin rol oynayacak.

Alışveriş deneyimi mi dediniz? Alın size alışveriş deneyimi.

*liptus

Şükrü Altuntaş
Co-founder, Retport