26308ab17058cb2fe2e244c161cb6d52

Çocuklar, satın alma alışkanlıkları ve daralan bakkal ürün gamı

26308ab17058cb2fe2e244c161cb6d52

Retport (Retail Portal) Co-founder’ı Şükrü Altuntaş, çocukların tüketim alışkanlıklarının bakkal ürün gamına olan etkilerinden değişen alışveriş davranışlarımıza, küçük işletme sahiplerinin nasıl adapte olduklarını anlattı.

Sosyal medyada defalarca gördük. “Çocukları alışverişe götürmemeniz için 15 resim”, “Çocuk yapmayı bir kere daha düşündünüz mü?” başlıklı videoları, viralleri… Aklınıza hemen Durex geldi değil mi? Aslında durum gerçekten böyle mi? Çocuklu aileler, başka alternatifleri olmadığı için mi yoksa çocukları ile beraber vakit (bazılarına işkence) geçirmek için mi onlarla alışveriş yapıyorlar?

Hepimiz çocuk olduk. Cep harçlığımızı cebimize aldığımız an “Bakkal Amca” nedense o harçlığın hep bir kısmına “ortak” tı. Sizleri bilmem ama ben her defasında ne alacağımı bile bilmeden bakkala koşardım. Tatlı mı alacaktım, tuzlu mu, cips mi, gofret mi? Umurumda değildi. O an canım ne çekerse onu alacaktım. Ya da kırmızı paketine tutulduğum ilk ürünü. Bir sakız bile alacak olsam cebime attığım o parayla ilk dürtüm bakkala koşmak ya da bisikleti o tarafa sürmekti. Dürtüye dayalı (impulse) satın almanın teorileri daha atılmamıştı ortaya belki. Sene 1985 civari idi. Biz hep bakkaldaydık.

O günlerde, ulusal zincirler bu kadar yaygın olsaydı bizler bakkala bu kadar düşkün olacak mıydık ya da şimdiki çocuklar harçlıkları ile nasıl bir bakkal ortaklığı içindeler net kestiremiyorum. Hala, zaman zaman, elinde 1 TL’si ile bakkala koşan çocukları görüyorum. Geçenlerde bir tanesi daha konuşmayı bilmiyordu. Ama alışveriş yapmayı biliyordu. Elindeki 50 kuruşu bakkala uzattı. Bakkal Amca eline ilk ilişen sakızı ufaklığa uzattı.  Ufaklığın suratındaki satın alma hazzı kelimeler ile ifade edilebilecek gibi değildi.

Özetle bakkal bizim için bir bağımlılıktı. Satın alma hazzını yaşayabileceğimiz yegâne yerdi. Ama bizim ihtiyaç setimizin içinde iPhone, iPad vb yoktu.  Tabi ki bizden önceki jenerasyonlara göre çok ileriydik ama Y’den itibaren yetişenlerle aramızdaki fark dağlarla ölçülmüyordu. Çok uzatmayacağım.  Teknoloji, organize perakende, e-commerce, B2C vb.lerin havada uçuşması aslında tek bir amaca hizmet etti. Alışveriş alışkanlıklarımızı değiştirdi.  Sadece bizim değil ama. Bizden görerek ve kopyalayarak öğrenen o ufak “zehirlerin” de.

Devir ne olursa olsun satın alma kararı birçok zaman tüketicinin elinde değil, alışverişçinin elinde. Siz hiç “Maxi Boy Çocuk Bezini” (meşhur 4 numara) kendi alan 12 kiloluk bir minik gördünüz mü? Hele hele bebek bezi (ve bebek kategorisinin diğer ağır topları) alışverişinin çoğunlukla kredi kartı! ile alınan ülkemizde. Evet sizi duyabiliyorum. “Geçen bizim kız benden kredi kartı numaramı istedi. Neymiş efendim “app” satın alacakmış.” “Oyunda kredisi bitmiş” (ki bu da günümüz modern “Atarici – Jeton Paradoksu” olarak isimlendirdiğim sendromudur). İleri teknoloji sadece bizim alışkanlıklarımızı değil minik tüketicilerin/potansiyel alışverişçilerin de beklentilerini ve algılarını “shift” etti.

Her haftasonu babası ile 5M Migros gören, annesi N11’i “agresif” biçimde takip eden, tabi ki balık yağı ve bilimum vitamin zengini o minik zekaları “Bakkal Amca” ne kadar tatmin edebilir? Yoksa yeni “bakkal” Starbucks mı? Apple Pay’i Starbucks’ta kullanacak en minik alışverişçi acaba kaç yaşında olacak?

Bu durumda eskiden SKU (Stock Keeping Unit -Ürün Çeşidi) sayısı belki de binleri geçen Bakkal Amca şimdi neden 400 SKU ile yetiniyor? Çünkü en sağlam kalesini kaybetti. “Impulse” satın alma canavarları, gizli ortakları, ciro dostları, o bacaksızlar artık AVM’lerde ellerinde tabletleriyle geziyorlar. Annesine alışveriş tüyosu veren var. Sizi temin ederim, gözümle gördüm, var.

Size, sosyal medyada, market içinde, istedikleri alınsın diye ağlarken, zırlarken gösterilen o çocukları iyi izleyin. Onların derdi alışveriş kararını yönlendirmek. Anneleri, babaları gibi bir an önce büyüyüp satın alma kararını vermek isteyen ALIŞVERİŞÇİ olmak istiyorlar aslında. Artık, onların istekleri sadece o kırmızı paketteki “janjanlı” gofret değil. Bize başka bir şeyler anlatıyorlar.

Şimdi bir sonraki alışverişinizde bırakın satın alma kararını bir iki üründe de olsa, beş yaşındaki çocuğunuz yapsın. Kredi kartını kasiyere o uzatsın.  Mobil ödemede “submit” tuşuna o bassın. Bakın nasıl da keyfe gelecek. Bizim 80’lerde o cipsi elimize alabildiğimizde o hain sırıtmayı hatırlayın. Sonra da dünyaları fethetmiş gibi bisiklet üzerinde bakkalı terk ediş anını… İhtiyaçlar değişse de, alışkanlıklarımız “alışveriş lobisi” tarafından “shift” edilse de o sırıtış hiçbir zaman değişmeyecek.

Kuşadası Davutlar’ın 40 yıllık Bakkal Rıfat Amca’sı… İlk ortağım… Umarım sağlığın yerinde, huzurlu bir hayat yaşıyorsundur.

Şükrü Altuntaş
Co-founder, Retport